29
|
A'dan Z'ye hatalı bir Cumhurbaşkanlığı seçimi süreci yaşıyoruz: AKP'nin Cumhurbaşkanı'nı tek başına seçmesi kanuna uygun olsa bile özünde demokratik değil. AKP'nin 2002 yılındaki toplam seçmen sayısının (41.407.015) yaklaşık dörtte birini (10.848.704) aldığı halde meclis'teki koltukların %65'ine sahip olması da demokratik değil. AKP'nin 4,5 yıl önceki seçimde elde ettiği sandalyeler ile önümüzdeki 7 yıl için Cumhurbaşkanı'nı tek başına seçmesi de demokratik değil. Ama işin en kötü tarafı, AKP yerinde mevcut hangi parti olsa, bence tavrı aynı olurdu. Bence çözüm seçim barajı'nın % 7,5 gibi temsilde adaleti biraz daha iyi sağlayacak bir seviyeye çekilmesi, Cumhurbaşkanı'nı da halkın seçmesidir. Bunu hep beraber dile getirmeliyiz. (Not: 2002'deki seçmen sayısını ve AKP'nin oy sayısını http://www.belgenet.net/ayrinti.php?yil_id=14 adresinden görebilirsiniz)
|
|
13
|
>Mustakbel cumhurbaşkanımız sayın Abdullah GÜL'ü tebrik ediyorum ve kararın memleketimize, milletimize hayırlı olmasını yüce Allah(cc)diliyorum. Sayın Abdullah GÜL gecmişten bugüne milli görüş çizgisinde kalmış çalışkan ve ahlaklı kişiliğiyle bu günlere gelmiş değerli bir siyasetçimizdir.Ve kısa zaman sonra çıkacağı çankayaya layık bir isimdir.Olay birilerinin feryadı figan ettiğigibi yüzeysel ve çağdışı degerlendirilemez.Din siyasete alet ediliyor denilerek d sini bilmedigimiz dinle ilgili ahkam kesilemez. Kimsenin şüphesi olmasın ki Türk milleti bütün etnik guruplarıyla bir 'millettir'.Din'in,rab'in,peygamber'in,bayrağın,ordu'nun,memleket'in bir olduğu yerde ayrılık olmaz.Tabi bu değerleri tanımayanlar konusacaktır ama boşuna.. Sayın GÜL memleketimizin degerlerine sahip cıkarak her bir Türkiye Cumhuriyeti'nin reisi cumhuru olacaktır.Allah yardımcısı olsun.....
|
|
13
|
Gul'un Cumhurbaskani adayi olmasiyla beraber, Turk Gencligi olarak bu konuda ne yapmaliyiza geliyor asil soru.. Bu sorunun cevabi ise Atamizin Bursa Nutkunda apacik ortadadir: Şubat 1933'te Bursa Ulucami'de toplanan 100 kadar irticacı camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırasında bir kişi Atatürk'e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıta ve adliyeye olan güveninden ötürü..." Atatürk hemen konuşmakta olan kişinin sözünü keser ve aşağıdaki konuşmayı yapar: Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek" Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir." İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği! Mustafa Kemal Atatürk Bursa, 5 Şubat 1933
|
|