- Türkiye, tezkerenin TBMM’ye sunulmasından önce, Sayın Büyükelçi Osman Bölükbaşı liderliğinde ABD yetkilileriyle yaptığı müzakereler neticesinde Kuzey Irak’a doğrudan müdahale dahil birçok konuda ABD’nin taviz vermesini sağlamıştır.
- Büyükelçi Deniz Bölükbaşı’nın açıklamaları, Tezkere’nin Türkiye’nin kırmızı çizgilerinin sigortası olduğu yönündedir. Tezkere’nin reddinden 4 yıl sonra kırmızı çizgilerimiz olan Kuzey Irak, Kürt Devleti ve PKK terörü konusunda bugün içinde bulunduğumuz durum aslında, tezkerenin reddinin ne kadar yanlış bir karar olduğunu tekrar tekrar göstermiştir.
- Tezkere’nin reddi neticesinde PKK ve Kuzey Irak konusunda ABD’nin Türkiye’ye verdiği destek geri çekilmiş ve Türkiye bölücü terörle mücadele yolunda avantajını kaybetmiştir.
- PKK terör örgütünün lider kadrosunun barındığı Kuzey Irak’a, 90lı yıllarda defalarca sınır ötesi operasyon yapan Türkiye’nin, tezkerenin reddinin ardından Kuzey Irak’taki etkinliğini minimum düzeye indirilmiştir, neredeyse PKK Türkiye’ye Kuzey Irak’tan ikinci bir cephe açmıştır. Şayet tezkere kabul edilmiş olsaydı, bugün PKK’nın konuşlandığı bölgelerde Türkiye kontrol sahibi olabilirdi.
- 1999 yılında Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının ardından PKK’nın azalan terör eylemleri, özellikle tezkerenin reddinden sonra ve Amerikan’ın Irak’a yaptığı operasyonun ardından tekrar yükselişe geçmiş ve her geçen gün artmaya devam etmiştir.
- Tezkere’nin reddedilmesinin ardından yaşanan ve bölgede görev alan TSK mensuplarına aşağılayıcı muamelenin yapıldığı Süleymaniye’deki ‘Çuval Krizi’nin, Tezkere kabul edilseydi yaşanma ihtimali düşük olacaktı.
- Türkiye kabul edilen müzakere maddelerine istinaden, doğrudan Amerika’nın Irak’a düzenlediği operasyonun bir parçası olmayacaktı ve doğrudan askeri destek sağlamayacaktı. Türkiye’nin Amerika’ya taahüdü sadece ABD askerlerinin Türkiye’de konuşlandırılması yönünde olmuştur.
- Dönemin Ekonomi’den Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan’ın tezkere’nin kabulu için yapılan ve ekonomik koşulları kapsayan müzakereler neticesinde, Türkiye ABD’den hibe veya ucuz kredi alma hakkına sahip olacaktı. Bu hibe veya krediler sayesinde uzun zamandır Türkiye'nin geri ödemelerini bitirmeye uğraştığı IMF kredilerini ödenebilirdi.
|
|
- TBMM, Tezkere oylaması sırasında, tarihindeki en demokratik karar süreçlerinin birinden geçmiş ve iktidar partisi milletvekilleri parti kararı yerine kişisel kararlarını ön plana çıkarmışlardır. Böylece, iktidar partisi blok halinde evet oyu verememiş ve tezkere reddedilmiştir.
- Halkın büyük çoğunluğunun kabul edilmesini istemediği tezkere, halkın gerçek temsilcileri olan milletvekilleri tarafından reddedilmiştir. Bu nedenle, temsili demokrasinin gereği yerine getirilmiştir.
- Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel dış politika açılımlarından biri olan ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ ilkesi çerçevesinde, devletin asli görevlerinden birinin barışı korumaktır. Bu tezkere barışın korunmasını değil, savaş çıkarılması amaçlamaktaydı ve Türkiye’nin temel dış politikasıyla uyuşmazlık göstermekteydi.
- 1 Mart Tezkeresi, T.C. Anayasası’na aykırıydı. Bu tezkere aslında savaş ilan etmeden başka bir ülkeye savaş açmamıza pratikte sebep olacak bir tezkereydi. Tezkerenin dayanağı olan Anayasa’nın 92’inci maddesi bizim desteklediğimiz bir askeri gücün bir başka ülkeye (bu tezkere özelinde komşumuz olan bir ülkeye) saldırmasına izin vermek amacıyla yorumlanamaz. Şayet yorumlanırsa anayasaya aykırı hareket edilmiş olur.
- Tezkere oylaması öncesinde, ‘Eğer tezkere onaylanmazsa, Türkiye büyük bir ekonomik krize girer’ gibi milletvekillerine ve topluma gözdağı veren yorumların gerçeği yansıtmadığı son 4 yıl içinde kanıtlamıştır.
- Tezkere oylaması öncesinde yurtdışında Türkiye hakkında ortaya çıkan ‘para ile satın alınabilecek ülke’ ve ‘ABD’nin kayıtsız şartsız müttefiki’ imajı, Tezkere’nin reddi neticesinde büyük ölçüde yokedilmiştir.
- ABD’nin Irak’a müdahalesi uluslararası hukukun içerdiği her türlü normu hiçe sayarak yapılmış bir operasyondur. Ne Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ne de Güvenlik Konseyi bu operasyonu meşru gösterecek bir karar almamışlardır. Uluslararası kamuoyu da operasyona büyük oranda karşı çıkmaktaydı. Türkiye bu tezkereyi reddederek, meşru olmayan bir savaşın parçası olma ve bugün İngiltere ve Polonya gibi operasyona destek veren ülkelerin durumuna düşme ihtimallerinden kendisini kurtarmıştır
|
|