Araştırmanın tamamı için ;
http://www.mhpistanbul.org.tr/dosyalar/ders2.doc
En yüksek toplam borç: AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılı sonunda ülkenin toplam dış borcu ile Hazine'nin toplam iç borcu toplamı olan toplam borç 263 milyar Dolardı. 2006 yılı sonunda ise Hazinenin toplam iç borcu ile ülkenin toplam dış borcunun toplamı olan toplam borç 481 milyar Dolar olmuştur.
En yüksek Dolar bazında Hazine borçlanma faizi: AKP döneminde Hazine Dolar cinsinde 2003 yılında % 46,3, 2004 yılında % 30,8, 2005 yılında % 23,1 ve 2006 yılında % 10,2 olmak üzere son 4 yılda ortalama % 27,6 oranında borçlanmıştır. 1999-2002 yılları arasında Dolar cinsi Hazine borçlanma maliyeti % 13,9 idi. AKP Dolar cinsinde en yüksek faizle borçlanan Cumhuriyet Hükümetidir. Bu da yabancı yatırımcılara en fazla kaynak aktardığı anlamına gelmektedir.
En yüksek dış ticaret açığı: AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılı sonunda dış ticaret açığı yani ithalat ihracat farkı 15,6 milyar Dolardı.Daha önceki yıl ticaret fazlası vermişti. 2006 yılı sonu itibariyle dış ticaret açığı 52 milyar Dolardır. AKP'nin 4 yıllık iktidarı döneminde Türkiye ekonomisi toplam 152 milyar Dolar dış ticaret açığı vermiştir. 1950-2002 yılları arasındaki 52 yılda oluşan toplam dış açığı ise 194 milyar Dolardır
En yüksek cari açık: 2002 yılı sonunda cari açık yani ülkeye mal ve hizmet karşılığı giren ve çıkan döviz farkı 1,5 milyardı.2006 yılı sonunda cari açık 35 milyar Doları aşmıştır. 2002 yılı itibari ile AKP iktidara geldiğinde GSMH'nin binde 9'u oranında olan cari açık 2006 yılı sonunda GSMH'nin % 9'una ulaşmıştır. 2003-2006 yılları arasında toplam 77 milyar Dolar cari açık oluşmuştur. Halbuki 1950-2002 yılları arasındaki 52 yılda toplam 45 milyar Dolar cari açık meydana gelmiştir.
En yüksek bankacılıkta yabancı payı: 2002 yılında bu oran %10 larda idi. AKP döneminde yabancı bankalar Türk bankalarının % 37'sini ele geçirmişlerdir. Yabancı bankalar Türkiye'de şube açmak yerine daha çok var olan bankaları satın almışlardır. Özelleştirme ve TMSF satışları ile mali sektör yabancıların kontrolüne geçmiştir. Bankaların yabancıların eline geçmesi demek Türkiye ekonomisinin yabancıların kontrolüne girmesi demektir.
En yüksek tarımsal ürün ithalatı: 2003-2006 yılları arasında 24,4 milyar Dolarlık tarımsal ürün ithal edilmiştir. 2002 yılında ithalatın % 7'sini oluşturan tarımsal ürün ithalatı 2006 yılında toplam ithalatın % 10'unu aşmıştır.
En yüksek işsiz sayısı: 2002 yılı sonunda işsiz sayısı 3.484 bin kişi idi. 2006 yılı sonunda resmi işsiz sayısı 2.344 bin, iş bulma umudunu kaybettiği işin iş aramaktan vazgeçenlerin sayısı 1.977 bin kişiye yükselmiştir. Böylece resmi rakamlardaki işsiz sayısı 4.321 bin kişiye ulaşmıştır.
En yüksek dolaylı vergi oranı: Zengin ve fakirden eşit tutarda alındığı için adaletsiz olan dolaylı vergiler AKP döneminde temel vergi kaynağı haline gelmiştir. 2002 de AKP iktidarından önce vergi gelirlerinin % 66,3 ünü dolaylı vergiler oluştururdu. AKP iktidarında toplam vergi gelirlerinin % 72'si dolaylı vergilerden oluşmaktadır.
En fazla açlık sınırı altındaki kişi sayısı: 2006 yılı itibari ile resmi rakamlara göre 1.870 bin kişi açlık sınırının altındadır. Yani aylık 143 milyon liralık gelire sahip değildir.
En yüksek yoksulluk sınırı altındaki kişi sayısı: 2006 yılı itibari ile 58.724.000 kişi yani nüfusun % 82'si aylık 363 milyon liralık gelirin altında olduğu için yoksulluk sınırı altındadır.
En düşük ihracat/ithalat oranı: 2002 yılı sonunda ihracatın ithalatı karşılama oranı % 70 idi. Yani yapılan ithalatın % 70'i ihracat gelirleri ile karşılanmaktaydı.2006 yılına geldiğinde ihracatın ithalatı karşılama oranı % 61'e düşmüştür.
En düşük tarımsal desteklemeler/GSMH: Tarımsal desteklemelerin GSMH içindeki payı binde 7 gibi çok düşük bir düzeye inmiştir.
En düşük reel ücretler: AKP döneminde yaşanan ekonomik büyümeye rağmen ücretler enflasyon kadar artırılmadığı için reel ücretler sürekli gerilemiştir. 2003 ve 2006 yılları arasında kişi başına üretimin % 35 oranında artmasına karşılık, ücretlilerin reel gelirleri % 23 oranında gerilemiştir. Enflasyondaki düşüş ve ekonomik büyüme, çalışanların gelirlerini artırmak yerine geriletmiştir.